|

Cüneyt Devrim
MMI Interaktif
Pazarlama Danışmanı
|
|
Reklamveren neyi bekliyor ?
İnteraktif pazarlama için reklamveren birşey bekliyor ama ben ne olduğunu
bilmiyorum.
Mart ayının başında Paris’te Ad-Tech konferansına katıldıktan sonra uzun
süredir kafamı kurcalayan bu soru daha da çarpıcı hale geldi. Ad-tech,
interaktif pazarlamanın enine boyuna konuşulduğu, tartışıldığı, şu anda
dünyanın 10 farklı yerinde gerçekleştirilen Amerika merkezli bir fuar ve
konferanslar dizisi.
İnteraktif pazarlama adına, dünyadaki trendleri takip edebilmek için,
serinin Paris durağında yerimizi ayırttık. |
|
İki gün boyunca özellikle, Avrupa’da ve
Fransa’da interaktif pazarlama adına neler yapıldığını, ne bütçeler
ayrıldığını, takip ettikleri trendleri birinci ağızdan dinleme şansı buldum.
İşin aslına bakarsanız, Türkiye ile dünya arasındaki yaklaşım farklarının
sebeplerini anlamak için de çok yararlı olacağını düşünüyordum.
Oldu da. Fransa’yı ele alırsak (Avrupa’nın en yüksek kullanıcı rakamlarına
sahip ülkelerinden biri) 30 milyon internet kullanıcısı, 50 milyon cep
telefonu kullanıcısı var. 12.8 milyon MSN Messenger kullanıcısına sahipler.
Trendlere baktığımızda, onların Türkiye’de konuşulanlardan çok farklı bir
gündemi yok. Sadece Fransa’nın değil, Avrupa’nın da yok. Hâlâ Amerika’ya
yetişmeye çalışıyorlar, Secondlife’ı pazarlama mecrası olarak merak
ediyorlar, mobil pazarlamada yeni yollar arayışındalar. Onlar da interaktif
kanalların hak ettiği önemi alamadığından yakınıyorlar.
Türkiye’ye baktığımızda ise 20 milyona yaklaşan internet kullanıcısı, 45
milyon cep telefonu kullanıcısı, çok hızlı artan ADSL bağlantılarına
sahibiz. 17,5 milyon MSN Messenger kullanıcısı ile Amerika’dan sonra dünyada
2. sıradayız. (Evet Brezilya’yı geçtik). Google.com.tr dünyada en çok
ziyaret edilen 9. Google sitesi. İnternet kullanıcısı sayımızla Avrupa’da 6.
sırada, dünyada ilk 20 içindeyiz ve yükseliyoruz. Biz de markalarımız için
blog’ları pazarlama adına nasıl kullanacağımızı, Second Life’ta bir yer
açmayı ve You Tube’a bir film yüklemeyi düşünüyoruz.
Bu çizilen iki resmi ilk gördüğümde dedim ki, aslında çok bir farkımız yok.
Tüketicilerin geldiği nokta, teknolojik altyapı, internet penetrasyonu
açılarından bakınca çok bir fark yok, ama bunların dışında çok vahim bir
fark var. Avrupa’da interaktif kanallara ayrılan pay, reklam pastasının
yüzde 10-15’i (Amerika’da yüzde 15-20) arasında değişirken, Türkiye’de binde
9. Türkiye’nin iki milyar dolarlık bir reklam pazarında, 18 milyon dolar bir
online reklam bütçesi var. Aradaki bu 15 kat fark nereden kaynaklanıyor diye
merak edebilirsiniz.
Bu farkı anlamak için, yıllık olarak milyon doların üzerinde reklam
bütçesine sahip markalara yıllık pazarlama bütçelerinde interaktif pazarlama
kanalları için bir satır ayrılıp ayrılmadığını sormanız yeterli. Peki bu
bütçelerde hâlâ interaktif kanalların yer almamasındaki sebepler nedir?
Öncelikle psikolojik engeller. Profesyonel pazarlama ekiplerinde, belki
bilmedikleri için korkudan, belki hakim olamadıkları için endişeden,
interaktif kanalları mümkün olabildiğince yok saymayı tercih eden bir neslin
değişmesi gerekiyor belki de.
Bir diğer önemli sebep ise reklam bütçelerinin oluşmasında büyük bir rol
oynayan, reklam ajansları ve medya planlama ajansları. İnteraktif
pazarlamayı, bir web sitesinin televizyon için reklam filmini çekmek
olduğunu düşünen ekiplerle, dünyanın interaktif kanallardan sağladığı
başarıları ve geri dönüşleri sağlamamız mümkün değil. Bu nedenle
reklamverenlerin artık, değerli pazarlama bütçelerinin nasıl harcanması
gerektiği ile ilgili çok daha bilinçli olması ve dizginleri ele alması
gerekiyor.
Bildiğimiz pazarlamanın değiştiğine, kuralların yıkıldığına, hatta öldüğüne
dair, birçok kitap okuyoruz, guruları dinliyoruz. Tüketicilerimiz değişiyor,
iletişim şekilleri değişiyor. Hedef kitlenizin markaları araştırma ve
değerlendirme şekilleri değişiyor. 12-18 yaş grubuna şu anda nasıl
dokunacağımızı bilmiyoruz, beş sene sonrası ise bizi korkutuyor. Ama tüm
bunların içinde değişmeyen sadece pazarlama bütçelerimizin yapısı.
Milyonlarca dolarlık pazarlama bütçeleri içinde, hâlâ interaktif kanallar
için stratejik bir planlama yapamıyoruz. Yüzlerce mağazamız, binlerce
çalışanımız olsa bile tek olan web sitemizin yönetilmesi için bir mağazanın
üç aylık kira bedelini bütçelemiyoruz.
Neyi bekliyoruz, sanırım biz de bilmiyoruz… |