|

Dr.Selçuk Tuzcuoğlu
selcukt@mmiturkiye.com |
|
Tabaktaki ilaçlar
Günümüzde beslenme, sadece karın doyurma olarak algılanmıyor, aynı zamanda
sağlıklı yaşamın da bir parçası haline geliyor. Gelişmiş batılı ülkelerin
yeme içme alışkanlıklarındaki değişiklikler de, gıda maddelerinin üretimi,
pazarlaması ve iletişimi gibi konularda büyük bir hareketliliğe yol açıyor.
Pazarlama alanında bir “think tank” görevi üstlenen MMI da, geçmişte yaşanan
gelişmelerin ışığında, bugüne ait bilgileri analiz ederek geleceğin
pazarlama dünyasını anlamaya çalışıyor. |
|
Gıda alanında geçmişte
yaşanan ilk gelişme başta Amerika ve Avrupa ülkelerinde piyasaya sürülen
“light ürünler”di. Sağlıklı beslenme bilincine sahip tüketicileri daha az
yağ, tuz ve şeker içeren besin maddelerini ve içecekleri kullanmaya devam
ettirebilmek için geliştirilen light ürünler milyarlarca dolarlık bir piyasa
büyüklüğüne ulaştılar.
Beslenme alanında yaşanan bir sonraki devrim “bio ürünler” olarak
adlandırıldı. Gerek hayvansal ürünlerde, gerekse de bitkisel besinlerde
hiçbir kimyasal katkı maddesinin kullanılmaması prensibine dayanan “bio
hareketi”, tamamen doğal gübrelerle endüstri merkezlerinden uzak temiz
topraklarda yetiştirilen sebzelerin ve hormonsuz gıdalarla beslenen
hayvanların etlerinin, marketlerde gittikçe artan oranda raf payı sahip
olmasına sebep oldu.
Daha sonraki dönemde, hazır gıdaların tüketiminin artışı ile “convenience
food” dönemi yaşanmaya başladı. Endüstriyel işlemler sırasında yiyeceklerin
besin değerlerini kaybetmeleri ve zararları sonradan ortaya çıkan kimyasal
katkı maddelerinin kullanılması özellikle genç nesillerde hastalıklara
yetişkinlerde de obeziteye yol açtı. Bugün dünya çapında 300 milyondan fazla
insan, yanlış beslenme sonucu ortaya çıkan aşırı kiloları sebebiyle ölümcül
hastalıklara sahipler. Yalnız Almanya’da halkın neredeyse yarısı aşırı
kilolu ve her sekiz kişiden biri de sadece veremediği aşırı kiloları
sebebiyle enfarktüs, beyin kanaması, eklem hastalıkları ve tansiyon gibi
riskleri taşıyor. Yine sağlıksız besinler sebebiyle tüm dünyada 150 milyon
diyabet hastası olduğu ve bu rakamın 20 sene içersinde ikiye katlanacağı
tahmin ediliyor.
Beslenme açısından, bugün içinde bulunduğumuz döneme ise “functional food
age” adı veriliyor. Vitaminler, mineraller ve diğer bazı kimyasal katkı
maddelerinin eklenmesi ile tüketicilere daha fazla sağlık ve mutluluk vaad
eden besinler için, “designer food”, “pharmafood”, “novel food” ve “medical
food” adını kullananlar da mevcut. Amerika’da beslenme ve ilaç
kavramlarından yola çıkarak “nutraceuticals”, Fransa’da da besin maddeleri (produits
alimentaires) ve ilaç (medicaments) sözcüklerinden yola çıkarak “alicaments”
sözcükleri de yaygın olarak kullanılıyor.
Üretici firmaların iddiasına göre “probiotik ürünler” hastaları
iyileştiriyor, sağlıklıları ise dinçleştiriyor. İnsanların bir yandan yeme
zevkinden vazgeçemezlerken, diğer taraftan da daha sağlıklı ve uzun yaşamak
istediklerini fark eden dev gıda şirketleri sağlıklı insanları belli
hastalıklara karşı koruyan, hastaları da iyileştiren besin maddelerini
geliştirebilmek için her yıl milyarlarca euro değerindeki araştırma
bütçelerini kullanmaya başladılar.
İlk olarak 1990’lı
yılların ortalarında Nestle, yararlı bakterilerle zenginleştirilmiş bir
yoğurdu LC1 markası ile piyasaya sürdü. Tüketiciler önceleri faydasını
anlamakta zorlandıkları bu ürüne ilgi göstermeseler de, iki sene içersinde
LC1 toplam yoğurt pazarının yüzde 15’ine hakim oldu. LC1’in bağışıklık
sistemini geliştirdiği ve sindirim sistemini çalıştırdığı iddiası vardı. Bu
ürünün başarısını gören Fransız besin devi Danone, hemen birkaç yıl sonra
Bio marka benzer bir ürün geliştirdi. Fakat şirket bu yoğurdun üretiminde
bio yöntemleri ile üretilmiş malzeme kullanmadığı için Avrupa Topluluğu Gıda
Standartları Örgütü’nün uyarısı ile markasını belli ülkelerde Activia olarak
değiştirmek zorunda kaldı. Yaptığı kolay anlaşılır ve etkili reklam
kampanyaları ile pazar liderliğini LC1’in elinden alan Activa’nın klasik
çeşidinin yanı sıra portakallı, çilekli ve vanilyalı çeşitleri de
geliştirildi. Geride kalan yıllarda Danone’nin probiotik markaları Activia,
Actimel ve kolestrol düşüren Danacol’ün toplam satışları, şirketin bütün süt
ürünleri satışlarının yüzde 20’sine ulaştı ve Danone’nin en kârlı ürün grubu
haline geldi.
Geçtiğimiz son 10 yıl içersinde başta Japonya olmak üzere bir çok üretici
şirket sağlıklı besin ürünleri geliştirip piyasaya sürdüler. Kısa bir süre
önce ülkemizde de Ülker grubu ile çalışmaya başlayan Finlandiyalı Raisio
şirketi, kolesterol düşürücü gıda ürünlerini Benecol markası ile piyasaya
sürdü. İngiliz-Hollanda ortaklığı Unilever, kolesterol düşürücü Becel
margarini ile savaşa katıldı. Unilever ayrıca şeker hastaları için
geliştirdiği meyve şekeri katkılı içecek, dondurma ve şekerleme gibi
ürünleri de “Dextro” markası altında topladı. İsviçreli Emmi şirketi, süt
yağları yerine hububattan elde ettiği bitkisel yağlarla ve sterol katkısı
ile ürettiği kolesterol düşürücü peyniri piyasaya sürdü. Hatta son yıllarda
McDonald’s bile klasik hamburgerlerinin yanı sıra sağlıklı beslenme
bilincine sahip tüketiciler için taze hazırlanmış salatalara menüsünde yer
vermeye başladı.
Sağlıklı ürünler pazarını ana faaliyet konularından biri olarak tespit eden
Nestle’nin İsviçre’de kurduğu araştırma laboratuarlarında aralarında
moleküler biyolog ve polimer fizikçi gibi uzmanların da bulunduğu 300 bilim
adamı çalışıyor. Şirket, hamile ve emziren bayanlar için folik asit
takviyesi ile hazırladığı kahvaltılık tahılları, taze sıkılmış sebze suyu
Vegaplus’u, çocuklar için geliştirilen kalsiyum katkılı çorbaları geçtiğimiz
yıllarda “Nutrel” markası altında büyük reklam bütçesi ile Avrupa’da
piyasaya sürdü ama, tüketicilerin bu ürünleri henüz yeterince tanımamasından
dolayı marketlerde değil de ilaç ve kozmetik alanında uzmanlaşmış
perakendecilerde (drogeri) satmaya karar verdi. Nestle son zamanlarda
sağlıklı ürünlerini sadece sporcular, kırışık istemeyen bayanlar, pek çok
şeyi yiyemeyen yaşlılar ve alerjisi olanlar gibi belli hedef kitlelere
yoğunlaştırmaya karar verdi.
Bavyeralı bira üreticisi
Weihwnstephan kansere karşı etkili xanthohumol maddesi ile zenginleştirilmiş
birayı “xan” markası ile piyasaya sürdü. Volvic maden suları Alzheimer
hastaları için silisyum minerali eklenmiş bir su çeşidi geliştirdi. Coca-Cola
bile kalp hastalıkları riskini azaltan Minute Maid Heart Wise markalı bir
portakal içeceğini satmaya başladı. Long Island merkezli Atkins şirketi daha
çabuk doyurduğu için daha az yenilen besinler geliştirerek obezliği önlemeye
çalışıyor. Ünlü Campbell Soup da sağlıklı gıdalar trendine ayak uydurup,
ürettiği kalp krizinden koruyan, diyabetiğe karşı etkili ve hastalar için
hazırlanmış dondurulmuş gıdaları “Intelligent Quisine” markası altında
piyasaya sürdü. Gıda piyasasının devlerinden Kraft Foods bir yandan ünlü
Philadelphia peynirlerindeki yağ oranını lezzetini bozmadan yüzde 5’lere
çekerken, bir yandan da ketçaplarını zeytinyağı bazlı olarak üretiyor.
Japonlar gen teknolojisi yardımıyla alerji yapmayan pirinç elde ederken,
Avrupalı birçok unlu mamuller üreticisi de vitamin ve mineral katkılı
ekmekler üretiyorlar.
Kâr marjları iki kat yüksek
Functional foods’un büyük
üretici şirketler açısından en cazip iki özelliği ise, öncelikle bu sektörde
kâr marjlarının gıda sektörü ortalamasının iki katı yükseklikte olması ve
ikincisi de geliştirilen ürünlerin perakende zincirleri tarafından
kolaylıkla taklit edilememesi. Gıda şirketlerinin kimi zaman ilaç
üreticileri ile ortaklaşa geliştirdikleri sağlıklı besinler dünya çapında
yaklaşık 100 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne ulaşmış durumda ve bu
pazar her yıl yüzde 10 civarında büyüme kaydediyor. Batılı ülkelerde
ailelerin 2/3’ünün en az bir functional food’u denediği tahmin ediliyor.
Gelecek 10 sene içersinde gıda maddelerinin yarısının sağlıklı besinler adı
altında piyasaya sürülmesi bekleniyor.
Tüm bu olumlu beklentilere
karşılık sağlığa faydası olduğu iddia edilen ürünlerin bu özelliklerinin,
hâlâ ciddi kurum ve kuruluşlar tarafından onaylanmamış olması önemli bir
engel oluşturuyor. Ayrıca ne ilaç ne de besin maddesi olarak kabul edilmeyen
bu ürünlerle ilgili uluslararası bir standartizasyona da ihtiyaç duyuluyor.
Bu ürünler piyasaya sürüldükleri her ülkenin kendi reklam yasalarına göre
farklı uygulamalara maruz kalıyorlar ve reklamlarında taşıdıkları
özellikleri vurgulama şansına sahip olamıyorlar.
Önümüzdeki yıllarda
pazarlama ve reklam dünyası açısından çok ilginç gelişmelere gebe olan bu
sektör, MMI danışmanları tarafından yakından takip ediliyor. Yabancı gıda
zincirlerinin büyük rekabetine sahne olan Türkiye’ deki olası gelişmeler
konusunda, MMI, daha şimdiden ihtiyaç duyabilecek gıda şirketleri için
pazarlama ve yönetim stratejileri hazırlanıyor.
|