|
|
|
Bildiğimiz web sayfasının sonu mu?!
Dünyanın en ilgi gören
interaktif pazarlama organizasyonlarından biri olan ad:tech, bu yıl ilk defa
Paris’te düzenlendi. Fransızları bir kenara koyarsak, Paris ad:tech için
gayet iyi bir lokasyon(!). Şaka bir yana, İngiltere ve Hamburg’dan sonra
ad:tech için bu şehrin seçilmesi bir tesadüf değil. Birçok defa Türkiye’nin
interaktif pazarlama alanındaki yerini ve potansiyelini küçümsediğimiz olur.
Oysa dünyaya biraz baktığımızda Türkiye’nin izafi olarak nerede durduğunu
çok daha iyi anlayabiliyoruz. |
|
Fransa nüfusunun yüzde 50’si internet kullanıyor (30 milyon online kişiden bahsediyoruz). MSN kullanıcılarının sayısı 13 milyon civarında. Türkiye’de 15 milyon civarında bir internet kullanıcısı olduğunu söylemek çok yanlış bir tahmin olmaz. Ülkemizde sadece MSN kullanıcılarının sayısı 17 milyonu geçmiş durumda. GSMH rakamı Fransa’nın 5’te 1’i olan ülkemizde bu rakamların hiç de fena olmadığını söyleyebiliriz. Özellikle pazarlama iletişimi açısından baktığımızda, birçok markanın “hedef kitle” olarak adlandırıp onlar için kocaman kocaman bütçelere reklam filmleri çekip yayınladığı “kitle” internette dolaşıyor. Adtech Paris’in açılış konuşmasını Shopwiki’nin CEO’su Kevin Ryan yaptı ve WEB’in son 10 yılını değerlendirerek geleceğe yönelik öngörülerde bulundu. Kevin’e göre, son 10 yılda yaşananlara baktığımızda geçmişte abartılı fırsatlardan ve patlayan bir balondan ibaret görülen “.com” furyası, içinde bulunduğumuz dönemde güçlü ve temelleri sağlam bir şekilde geri geliyor. 10 yıl içerisinde web reklamcılığı 270 milyon dolarlardan 12 milyar dolarlara geldi, tüm ülkelerde penetrasyonlar arttı, internet üzerinde kurulan işletmeler borsada yüzen hisse senedi değerlerinin ötesinde operasyonel kârlar yazmaya başladılar. Kevin bu durumu şöyle özetliyor: “Herhangi bir sorunu çözmek online ortamda 10 dakikadan daha fazla zamanımı alıyorsa, orada yepyeni bir iş fırsatı –bu sefer gerçekten- var demektir.” İstanbul’dan Paris’e, geleceğe yönelik kehanetlerde, sektördeki birçok isim aynı noktada birleşiyor: Mobil pazarlama ve mobil içerik interaktif pazarlama alanındaki yükselişini sürdürecek, video tabanlı içerikler hayatımızı daha çok sarmalayacak ve bir çok kavram, geçmişte yaşadığımızdan daha da fazla, gözümüzün önünde evlenecek. Bu kavramların başında televizyon ve internet geliyor. Joost’a dikkat! Adtech’te en popüler konuşmacılardan biri, Joost’un Başkan Yardımcısı Eric Clémenceau idi. Joost, internet ile televizyonun bir karışımı. Bilgisayarınıza indirdiğiniz bir programla profesyonel kurumlarca hazırlanmış, yüksek yayın kalitesinde tam ekran olarak TV kanallarını seyrederken interaktivitenin birçok özelliğini de kullanabiliyorsunuz. Bunun anlamı, bugün internet ile yapabildiğiniz her şeyi Joost ile TV üzerinde yapabilecek olmanız. İçinde köpek balıkları olan bir TV programı mı arıyorsunuz? Arama bölümüne istediğiniz anahtar kelimeleri yazarak tam da seyretmek istediğiniz TV programına ulaşabilirsiniz. Aynı programı seyreden o anda başka kişilerle sohbet etmek veya seyrettiğiniz içeriği oylamak isterseniz bu da birkaç tuş ötenizde. Hangi programı seyrettiğiniz, hangi programı tekrar tekrar seyrettiğiniz veya sıkılıp ileriye sardığınız/kapattığınıza göre, aradığınız anahtar kelimelere göre, TV programları arasında tamamen size özelleştirilmiş bir 30 saniyelik reklam bölümü var. Bu reklam bölümü sayesinde programların yüzde 90’ının ücretsiz olacağı söyleniyor. Joost’un gelir modelinin, reklam dünyasının geleceğini çok parlak görmediği bir format olan 30 saniyelik reklamlardan devşirme olması ironik değil mi?. Joost’un bu kadar ilgi görmesinin en önemli sebeplerinden biri de, daha önce bir çok başarılı internet girişimini hayata geçirmiş, Skype’nin de kurucuları olan Niklas Zennstrom ve Janus Friis’in bir projesi olması. Joost henüz beta ürününü dahi pazara çıkarmasa da, anlattıklarına büyük bir ilgi var. Şu ana kadar Duracell, Philips, Dove, IBM gibi reklamverenlerle anlaşma imzaladıklarını söyleyen Clémenceau, Nisan ortasında beta, Mayıs ayında ise tam sürümleriyle internette olacaklarının müjdesini de verdi. Joost platformunda reklamverenlerin kendi kanallarını da oluşturmaya başlaması bekleniyor. Televizyonu öldürür mü? Günümüzün klasik medya yapılanması ve iş modeline bir tehdit mi yoksa televizyon reklamcılığının içinde bulunduğu kısır döngüden çıkışı mı olur bilinmez ama, Joost’un yöneticileri ürünlerini “televizyonun mutasyona uğramış hali” olarak tanımlıyorlar. Joost televizyonu öldürecek mi? sorusunun cevabı da burada yatıyor. Eğer Joost vaat ettiği faydayı sunabilirse, televizyon seyretme davranışımız zamanla mutasyona uğrayabilir. Sadece ekran karşısında değil, bütün pazarlama iletişimi mecraları karşısında her geçen gün daha seçici davranan, “no logo” logosunu taşımaktan hoşlanan bir nesle yönelik iletişim faaliyetleri yürütmek isteyen pazarlama profesyonelleri için, önümüzdeki yıllarda Joost’un güçlü bir araç mı, kocaman bir balon mu olduğunu göreceğiz. Benim tahminim, Joost ve benzeri projelerin hedef kitledeki istediğin içeriğe/eğlenceye/bilgiye doğrudan ve hemen ulaş kültürünü amansızca besleyerek klasik mecraların tahtından inmesini hızlandıracağı yönünde. Hayal gücümüzü zorlayalım Uzun vadede Joost’un Türkiye’ye etkileri olur mu? Ülkemizde hem TV yayıncılığı hem de internet alanlarında operasyonlarını sürdüren medya güçleri, Joost’un Türkiye’deki operasyonlarına talip olmayı stratejik planlarında değerlendirir mi? Veya kendi Joost’larını yapmayı akıllarından geçirirler mi? D-Smart’lar, Digiturk’ler, Joost dalgasının etkisiyle bilgisayar ekranlarına iner mi? Hadi bir anlığına bütün bunlar oldu kabul ederek hayal gücünüzü zorlayın. Pazarlama iletişimi sektörümüz, reklam dünyası, interakif ajanslarımız, Joost’un hedef kitleye ulaşma gücünü maksimumda değerlendirebilecek kurgularla reklamverenlerin kapısını çalar mı? Olur mu olur, çalar mı çalar. Youtube’da Cem Yılmaz aramaya çok kolay alıştık, MTV Türkiye’yi dinlerken aynı anda Avrupa Yakası repliklerini neden Joost’ta “search” etmeyelim? Cep telefonu demeye dilim varmıyor! Konferansın kapanış konuşmasını, netvibes’dan Tarık Krim yaptı. Netvibes, internetteki bir çok bilgiyi kolaylıkla organize ederek kendi sayfanızı yapmanızı sağlayan bir platform. Geçtiğimiz dönemde büyüme rekorları kıran bu portalin kurucusu olan Tarık Krim, internet üzerinde ulaşmak istediğimiz içeriğe web sayfaları üzerinden ulaştığımız günlerin geride kalacağını, netvibes benzeri platformların, gadget/widget adı verilen, bilgisayarlara indirilen ve belirli içerikleri aktarmaya yarayan programcıkların, RSS teknolojisinin artık bilgiyi daha atomize bir şekilde dağıtarak, daha da kolay paylaşılabilir ve yayınlanabilir hale getirdiğini anlattı. Web siteleri, artık bilgiyi almak için ziyaret ettiğimiz yerler olmaktan çıkıp, istediğimiz bilgiyi derleyip topladığımız alanlar haline geliyorlar. Bu alanlara ulaştığımız araçlar da artık sadece bilgisayarlar olmayacak. Benden söylemesi, elinizdeki o alete cep telefonu demeye bir süre sonra içiniz pek elvermeyecek, zira bu yazıda bahsedilen her şeyi, onunla yapabiliyor olacaksınız. |
||